Kaybın, telafisi mümkün olmayanın buruk hatırasıyla anımsananın kitabı Israrı Kanadında. O tuhaf, iyileşemeyen iç yabancının: Yutkunmanın, dile gelemeyenin, suskunun kitabı. Anton, Rahman, Hayim, Balô, Bihan, Aden, Rênas, Diyar, Cumhur, Daryal, Latif ve Rızgo’nun kederli, kırgın ve müstehzi öykülerini anlatıyor Figen Alkaç. Bu isimler, bu coğrafyada yerinden edilmenin, yurtsuzluğun yakıcı öfkesi ve hüznüyle damgalı… İşte Alkaç, belki de bu yüzden öykülerini uzak anlamlara sürüklemek istiyor. Figen Alkaç dilde kurduğu yeni bir yurt ile ötekiyi, iç sürgünü, artık burada olamayanı, en önemlisi de kayıp özneyi tüm sosyolojik yüklerden arındırmayı deniyor öykülerinde. Çünkü anlatmak iyileştirir. Anlatılanı da anlatanı da.Ve elbette dinleyeni de…


Kitap Yorumları - (3 Yorum)
bitiremedim lakin bana hitap etmediği için olabilir siz alıp deneyebilirsiniz
Israrı Kanadında; iç sürgünü, ötekiyi, yurtsuzluğun öfkesini, hüznü barındırıyor. Her öyküsünde farklı sosyolojik yükleri arındırmayı deniyor.
İlk öyküsündeki giriş cümlesiyle öykülerin ne kadar derin olduğunu da yansıtıyor. Bir diğer öyküdeki italik yazılan yazılarında anlam yükleri bambaşka. Kısacası bu hikayelerin iç burkan yanı hayli ağır. Ben her haliyle sevdim öykülerini Figen Alkac’ın.
Kemal Varol’un tavsiyelerinden biriydi. Figen Alkaç’ın, Bela Davulları isimli bir diğer kitabı Yitik Ülke Yayinlarindan çıkmış, lâkin satışta olmadığını gördüm, dilerim tekrar basımı olur da bizler de okuyabilme fırsatı yakalamış oluruz.
Müthiş cümleler, enfes ifadeler, kesinlikle keşfedilmesi gerekenlerden…