“Uzaklara gitmek, çok yüksekte, her şeyin üzerinde olabileceğim bir yere gitmek istiyorum.” Bir kez daha kullansan, küçücük bir doz bile alsan bunun sana ne kadar iyi geleceğini ona en az yüz kere anlatıyorsun, o da yüz kez kafasını sallıyor. Ona beraber kullanalım diyorsun. Malı yarı yarıya paylaşabileceğini düşünüyorsun. “Böylece birlikte uçarız.” Annen bir türlü söylediklerine inanamıyor. Bir damlacık tozun insanı kuşa ya da meleğe dönüştüreceğine inanmak için deli olmak gerek.- Ama ben bir meleğim. Acı çeken her varlık, bir melektir.”Bir kağıt parçasının üzerine bir adres yazıyor, altına da güvendiğin birinin adını ekliyorsun. Heyecan içinde kağıdı annene uzatıyorsun, bir piskoposun ellerine sarılır gibi onun ellerine sarılıyorsun. Sana güvenemediği için ellerini çekip, belinde kavuşturuyor, sonra da ellerinin üstüne oturuyor.- Bir de annem olacaksın! Beni sevdiğini kanıtlasana!Umutsuzluğun mühürlediği ağzıyla bunu çok iyi kanıtlıyor. Artık ağlamıyor bile.


Kitap Yorumları - (1 Yorum)
İki yazar kızkardeşin, ağabeylerinin ve aynı evde yaşayıp aynı babaya sahip oldukları için kendilerinin de paylaştıkları dramı, birbirlerinden habersiz, hem de aynı zamanda yazıp yayınlamaları ilgimi çekmişti bu kitabı seçerken.Lübnan’ın yaşadığı felaketlerin fonda aktarıldığı bu romanda esas olarak bir babanın evladını reddetmesi, onu yok etmeğe çalışması esas tema. Bir baba bu kadar mı nefret edebilir kendi öz evladından? Bu soruya cevaplar bulunmağa çalışılıyor, ama hepsi de eğreti. Ömrünün 10 yılını bir baba yüzünden akılhastanesinde geçirmek ne demek? Burada gerçek akıl hastasının hiç mazeretsiz olarak baba olduğunu düşünüyorum. Neylersiniz ki, bu bir roman değil, biyografik bir kitap. Bizim ne düşündüğümüz ya da hissettiğimizin hiçbir hükmü yok burada.