Geçmişi olmayan bir insan olmak….Bu takıntı yeni değil…İsteyerek ve bilerek edinilmiş değil bu hastalık. Biz Ermeniler, biz doğulular, biz Anadolulular daha çok Şimdi’nin Dar Odası’nda yaşar, farenin kediden, kedinin köpekten korktuğu kadar korkarız geçmişten. Belirli olan geleceğin belirsizliğidir ama, adı geçmiş olan o kara dulun utanmazca belirsiz kalması, biz sahipsiz ademoğullarının taşıyacağı bir yük olmamıştır. Asla…Şimdi’nin Dar Odası’nda yaşayanlar, olması gerekenlerle gerçek arasındaki o derin uçuruma yuvarlanmış talihsizlerdir, tarihsizlerdir…


Kitap Yorumları - (3 Yorum)
Gerçekçi bir konuyu yaşanmış bir olaylar dizgisini belli başlı yarı gerçek yarı kurgu bir şekilde anlatan gerçekten sürükleyici ve tamamen roman diyemeyeceğim bir kitap yani diğer romanlar ile kesinlikle ayrı değerlendirilmesi gerekir çünkü kesinlikle tamamen kurgu değil sürükleyici ve iyi bağlamalardan oluşuyor fakat özellikle dikranının nasıl bitkisel hayata girdiğini girme sürecinde bir kopukluk söz konusu daha süsleyici ve olaylar silsilesi biçiminde anlatılmamış ayrıca mösyo stelyonun sonrasını çok merak ettim gerçekten büyük haksızlığa uğramış flemon unda sonu belliydi zaten ayrıca en üzüldüğüm adamda artis süzmeciyan oldu adam ne çekmiş ya bence bu kitap daha büyük ödülleri hak ediyor gerçekten okuduğum en anlamlı kitaplardan biriydi.
bence de güzel,sıkmayan bir kitap.Flemon’nun sonu çok çarpıcı.Ama Dikran’ın başına gelenler her ne kadar doğaüstü olsada biraz saçma geldi bana.
biraz tarih, biraz şimdi, biraz aşk, çokça insanın olduğu bir roman. nerde başlıyor gerçek, nerde kurgu oluyor yaşananlar belli olmuyor romanda. siz inanmak istediğiniz yere kadar gerçekleri görüyorsunuz. şimdinin dar odasından yazarla birlikte bakıyorsunuz geçmişe. kitap anında sizi o odaya çekiyor ve kolay kolay dışarıya bırakmıyor. okuması keyifli, akıcı diliyle sizi sıkmadan anlatıyor anlatacağını. sadece takıldığım bir konu var. O da; olayları ölülerin kendi ağzından dinlemeyi beklerken, çok az yerde ilk ağızdan dinliyorsunuz zaten hemen ardından anlatıcı çocuğun anlatımına geçiyor. keşke daha fazla ölüler anlatsaydı ve ölüler anlatırken nasıl duygular yaşadıklarını da anlatsaydı anlatıcı çocuk.