“….yaşarlar, dingin ve asude, tanrılar misali, tepelerde, insanlara bigane, çünkü kendi nektarları vardır. Uzaktaki engine, sürgüler çekilidir ve zarafetle, ince sisler saygın bir serapla evlerini çevreler, ışıltılı bir alemin sardığı, yaldızlı konaklarını. Bir gülüş, bakarken sinsice büker dukaklarını, ayaklarının dibinde uzanan dünyaya, lanetli, açlığın soldurduğu, vebalı, biçare, illetli, yerin sarsıldığı, uçurumların kızıllaştığı, çöllerin kavurduğu, savaşların kükrediği, gümbürdediği, kentlerin yakılıp yıkıldığı, halsiz zavallıların el açıp yakardığı, gemilerin battığı…


Kitap Yorumları - (3 Yorum)
Edebi özellikleri dolayısıyla değil tarihsel sunumu dolayısıyla tavsiye edilebilecek bir eser. Sosyalistlerin, işçilerin savaş zamanı Amerika’daki tartışmalarına, yaşam koşullarına, iş koşullarına, toplumsal ilişkilerine dair çok güzel bir sunum. 20. yüzyıl başında sosyalistlerin savaş karşıtı mı olacakları yoksa ulusal menfaatleri mi öne koyacakları konusunda ayrımları vardı(Gamper ve Debs). Bu açıdan sosyalistlerin iç çatışmasına da ışık tutuyor ve bunu farklı milliyetlerden karakterleri konuşturarak yapıyor. Romanın ana karakterinin yaşadığı kırılmalar aslında sosyalizmde de bazı kırılmaları vurgular nitelikte. Tavsiye olunur..
Şikago Mezbahalarından sonra hayal kırıklığı yaşadım.
Kitapta ideoloji, konuya ve üsluba baskın olsa da kitap okunabiliyor. Yazarı tanımak adına okunabilir.