Kimi Güzelliklere Doğar

Kategori: Edebiyat Yazar: Nadine Gordimer Yayınevi: Doğan Kitap

Kimi Güzelliklere Doğar

  • çevirmen: Şeniz Türkömer
  • ISBN: 9789756770313
  • Dil: TÜRKÇE
  • Sayfa Sayısı: 230
  • Cilt Tipi: Karton Kapak
  • Kağıt Cinsi: 2. Hm. Kağıt
  • Boyut: 13.5 x 19.5 cm
Tanıtım Bülteni

Kimi Güzelliklere Doğar’daki öykülerin siyasi bir ideoloji doğrultusunda yazıldıkları söylenemez. Öyküler manevi değerleri ortaya koyma ve toplumsal açıdan günah çıkarma görevini üstleniyorlar. Yazarın görüşündeki derinlik, manevi gücü ve sanatındaki dürüstlük, öykülerini en başarılı çağdaş, örneklerin düzeyine yükseltiyor.

Kitap AdıFormatBoyutİndir Linki Ara
Kimi Güzelliklere DoğarPDF9.55 MB Bul
Kimi Güzelliklere DoğarEPUB10.67 MB Bul
Kimi Güzelliklere DoğarMOBI8.42 MB Bul
Kimi Güzelliklere DoğarODF8.98 MB Bul
Kimi Güzelliklere DoğarDJVU11.23 MB Bul
Kimi Güzelliklere DoğarRAR7.30 MB Bul
Kimi Güzelliklere DoğarZIP6.74 MB Bul

Benzer Kitaplar




Kitap Yorumları - (1 Yorum)

Kitabın en etkileyici öyküsü, ‘Kimi Güzelliklere Doğar’ ile aynı temayı taşıyan ‘Bir Varmış Bir Yokmuş’. Soygun olaylarının gittikçe arttığı bir kasabada, beyaz aileler yoksul zencilerin saldırılarından korunmak için, evlerinin çevresine yüksek duvarlar örüyorlar. ‘Duvarlar’ yetersiz kalınca, elektrik verilmiş tellerden, duvar üzerine monte edilmiş cam kırıklarına kadar her şey deneniyor. Öyküye konu olan ‘birbirini çok seven ve sonsuza kadar mutlu karıkoca’, üstüne titredikleri oğulları, kedileri, köpekleri, karavanları, otomobilleri ve ‘oğlan ve arkadaşları düşüp boğulmasın diye etrafı çitle çevrelenmiş bir yüzme havuzları’nın da bulunduğu korunaklı evlerinde, mutlu mutlu yaşıyorlar. Soygun olayları arttıkça, evlerini olabildiğince korunaklı hale getirmek için ‘canavarın dişleri’ni seçip, bahçe duvarlarına jilet kenarlı helezonlar monte ettiriyorlar. Karıkocanın, evlerinin kendileri, çocukları ve hizmetçileri için artık son derece güvenli olduğunu düşündükleri sırada, ‘öteki’ni delik deşik etmek amacını taşıyan helezonlar, ‘Uyuyan Güzel’i uyandıran prens rolünü üstlenen, duvarları aşıp şatoya girmeye niyetlenen oğullarının bedenine saplanıveriyor. Görevi ‘düşmanı’ öldürmek olan ‘canavarın dişleri’nden geriye çocuğun cansız bedeni kalıyor. Öykünün adı da böylece, öyküdeki her şey gibi ironik bir anlam kazanıyor. Oluşturulmuş ayrımlar benimsenip korunduğu, ‘taraf’lar yaratılıp bunlar arasındaki ayrım keskinleştirildiği ölçüde, karşı tarafa beslenen kin ve öfke besleyenin kendisine yönelip zarar verebiliyor. Ve bu yaşananlar, ne yazık ki masal değil.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*