Çağdaş Türk felsefi düşüncesinin sosyo-politik sorunların derinden yaşandığı bir ortamda ortaya çıkıp gelişmek zorunda kalması, Türkiye’de felsefenin bir talihsizliği olagelmiştir. Türk düşüncesinin gelişim sürecinde aşamadığı ve kısaca “pragmatik olma” olarak nitelenen bu özellik, felsefenin dünya görüşü olarak algılandığı bir tutumun yerleşmesine yol açmıştır. İkinci Meşrutiyet döneminde felsefenin “dünya görüşü” olarak algılanması ve hatta felsefeyi bu çerçevede işe koşmak tutumu, Batılılaşma sürecinin ivme kazandığı Cumhuriyet döneminde yeni boyutlar kazanarak sürmüştür.


Kitap Yorumları - (1 Yorum)
Osman Kafadar tarafından kaleme alınan bu eser, Türkiye’de felsefe eğitiminin Osmanlıdan günümüze nasıl bir çizgide geliştiğini gösteren ve gelişim sürecini ayrıntılı bir biçimde çözümleyen bir eser olarak karşımıza çıkıyor. Yazar, ilk olarak islam dünyasında felsefi düşünüşün gelişimi ve eğitim kurumlarında felsefenin yerini tartışıyor. Oluşturduğu bu teorik zemin üzerinden Osmanlı dünyasında felsefi düşünüşün tekamülü ve eğitim kurumlarında felsefenin yerini tartışıyor. 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında pozitivizmle şekillenen felsefi düşüncenin köklerini sorgulayan yazar, bu birikimin cumhuriyet dönemine yansımasını çok net ve açık bir biçimde analiz ediyor. Alışılageldik felsefe eserlerinin tersine okuması kolay olan eserin en önemli tarafı oryantalist bir çizginin dışına çıkıp fenomeni analiz etmesidir. Eser Türk düşünce dünyasını anlamak isteyenlerin okuması gereken bir yapıt konumundadır.